Senin Önünde Oldu
· Aslı Aydemir Aytaç
Çocukken yazlığa gittiğimizde, denize girmeyi pek sevmezdim.
Çünkü denizde çok sayıda deniz kestanesi olurdu.
Deniz kestanesinin her tarafını kaplayan dikenleri, çok kere vücudumda çeşitli yerlere battı.
Diken battığı zaman kolayca derimin altına giriyor, canımı acıtıyordu.
Onu oradan çıkarmaya uğraşırken yanlışlıkla içeri ittirecek olursam,
Dikenin derimin altında kırıldığı ve minik parçalarının daha da derine gittiği olurdu.
Neyse ki vücudum, her durumda, dikeni dışarı atmaya uğraşırdı.
Çünkü diken vücuduma ait değildi; yabancı bir cisimdi.
İnsan vücudu mükemmel işleyen bir mekanizma.
“Vis medicatrix naturae.”
Yani,
“Doğa hastalıkların hekimidir.”
Hipokrat tıbbının yol gösterici ilkelerinden birini özetler.
Bu ilke der ki, organizmalar kendi haline bırakıldığında kendilerini iyileştirebilir.
Sen kendini kendi haline bırakmıyorsun.
Bırakamıyorsun.
Henüz.
Sabah yola çıktın, işine gidiyorsun.
Önündeki aracın şoförü önüne kırıyor.
Son anda kaza yapmaktan kurtuluyorsun.
Sinirleniyorsun ve korkuyorsun.
Elin kornaya gidiyor, uzun süre elini oradan çekmiyorsun.
Adam seni duyacakmış gibi, dakikalarca kendi kendine sayıp sövüyorsun:
“Bencil herif, sadece kendini düşünüyor! İnanılmaz!”
Öğle saati, karnın acıkıyor, restorana gidiyorsun.
Salata siparişi veriyorsun.
Salatanı yerken içinden kıl çıkıyor.
Miden bulanıyor.
Garsonu çağırıyor, tabağının içindekini gösteriyorsun.
“Olabiliyor böyle şeyler, kusura bakmayın.” deyip gidiyor.
Şaşırıyorsun.
Öfkeleniyorsun.
Derhal internete girip, restoran hakkında kamuya açık yorum yazıyorsun:
“Müşterisini bu kadar önemsemeyen bir yer daha görmedim! Üstelik, garsona da söyledim, ne dese beğenirsiniz: ‘Olabiliyor böyle şeyler!’ Pes artık!”
Akşam eve geliyorsun.
İçeri girdiğin gibi sevgilinin bavullarını görüyorsun.
“Bu iş çok uzadı, ben artık yokum. Gidiyorum.” diyor.
Konuşmak istiyorsun, ısrar ediyorsun.
Yok, çok kararlı – dinlemiyor, gidiyor.
İçin acıyor, kendini çaresiz hissediyorsun.
Ağlayarak en yakın arkadaşına soruyorsun:
“Bu kararı nasıl tek başına alabilir? İlişki, iki kişilik değil mi? Hiç mi sevmemiş beni?”
Yaşam…
İçinde her şeyi barındırıyor.
Trafikte önüne kıran sürücüyü,
Yemeğin içinden çıkan kılı,
Artık seninle olmak istemeyen sevgiliyi.
Her şeyi.
Bunu biliyorsun.
Çünkü bugüne kadar bir sürü şeyle karşılaştın.
Öyle görünüyor ki, bundan sonra da karşılaşmaya devam edeceksin.
Yaşamın doğası bu.
Ve bunda bir sorun yok.
Çünkü dışarıda yaşananların seninle bir ilgisi yok.
Trafikte o sürücünün arkasında sen olmasaydın da o, direksiyonu kıracaktı.
O an o restoranda sen bulunmasaydın da o salata o şekilde servis edilecekti.
Sevgili, orada sen olmasaydın da -bir başkasından- gidecekti.
Sen sadece yaşamın o kesiti esnasında oradaydın:
Hiçbir şey sana olmadı.
Her şey senin önünde oldu.
Esas soru şu:
Dışarıda yaşananların seninle bir ilgisi yokken,
Bunlar seni neden bu kadar etkiliyor?
Üzerinden bir gün geçmiş, trafikte önüne kıran adama hala öfkelisin.
Üzerinden bir yıl geçmiş, restorandaki o garsona sinirin hala devam ediyor.
Üzerinden on yıl geçmiş, sana fikrini sormadan ilişkiyi bitiren eski sevgiline karşı hala dolusun.
Neden?
Kazayı atlattın.
Bitti.
Tatsız bir deneyim ardından garson ile konuştun.
Bitti.
Sevgilin seni terk etti.
Bitti.
Ama bitmiyor.
Geçmiş geçmiyor.
Neden?
Bak anlatayım:
Trafikteki şoförden,
Restorandaki garsondan,
Evdeki sevgiliden önce başladı her şey.
Senin iç dünyanda.
Onlardan önce
(Bazen yıllar önce)
Bir deneyim yaşadın ve onu sindiremedin.
Sindiremediğin şey, içinde kaldı.
Bir diken gibi – Hem vücuduna ait değil hem varlığı rahatsız edici.
Örneğin,
Çocukken düştün, canın yandı ve annen seninle ilgilenmedi.
Üzüldün.
Orta okulda konuştuğun için öğretmen seni cezalandırdı.
Utandın.
Üniversitede arkadaşların seni dışladılar.
Kendini suçladın.
Bu ve benzeri deneyimlerinin iki ortak özelliği oldu:
Onları yaşarken zorlandın.
Sen zorlanırken yanında kimse yoktu.
Bu nedenle, geldikleri gibi geçemediler.
İçinde birer diken bıraktılar.
Sen mükemmel bir işleyişe sahipsin:
Vücuduna bir diken girdiğinde,
Vücudun kendisine ait olmayan bu dikeni her fırsatta dışarı atmak istiyor.
Bugün,
İçinde çok sayıda diken var.
Sen onlarla yaşıyorsun.
Canın acıyor.
Sonra, canının acısını,
Trafikteki sürücüye,
Restorandaki garsona,
Eski sevgiliye
Bağlıyorsun.
Çünkü kendin yerine başka birini sorumlu tutmak daha kolay.
Daha hızlı.
Ancak sürdürülebilir değil.
Geçmişten bugüne kadar, senin kafandakine uygun hareket etmediği için:
Kaç kişiyi suçladın?
Kaç kişiyi zorlayıcı duygularından sorumlu tuttun?
Kaç kişiye öfkelendin?
Sayısız.
Dikenler iç dünyanda durduğu sürece,
Bu, böyle devam edecek.
Buradaki sıkıntı şurada:
Bu bir kısırdöngü.
Sen bunun içindesin.
Attığın her adımın amacı, buradan çıkmak.
Ama tam tersi oluyor.
Her adımda, yine, yeniden içeride kalıyorsun.
Çünkü yanlış yaptığın bir yer var:
Mükemmel olan işleyişine çomak sokuyorsun.
Dinle:
Geçmişte bir şey yaşadın.
Sindiremedin.
Dikeni kaldı.
Vücudun o dikeni atacak.
Nasıl?
Kendini bıraktığında.
Nasıl?
Derin bir nefes al.
Omuzlarını serbest bırak.
Çeneni serbest bırak.
Karnını serbest bırak.
Şimdi, yaşamın getirdiğini olduğu gibi al.
“Trafikte sürücü önüme kırdı.
Beni yok saydı!
Öfke hissettim.
Tamam.
Kabul.”
(Geçmişten diken: Yok sayıldığını hissetmen.)
“Restorandaki siparişimden kıl çıktı.
Midem bulandı.
Garsona söyledim.
Aldığım yanıt, bana kendimi değersiz hissettirdi.
Tamam.
Kabul.”
(Geçmişten diken: Değersiz hissetmen.)
“Sevgilim beni terk etti.
Konuşmak istedim, beni dinlemedi.
Kendimi hiç sevilmemiş hissettim.
Tamam.
Kabul.”
(Geçmişten diken: Hiç sevilmemiş hissetmen.)
Şimdi bu yazının en önemli satırlarına geldin:
O sürücü,
O garson,
O sevgili.
Ve benzeri zorlayıcı insanların tamamı:
Senin yaşamın için süper kahramanlar.
Ne kadar şanslısın ki, en değerli deneyimleri, ayağına kadar getirdiler.
Hiç şüphen olmasın, bundan sonra da getirecekler.
Onlar sayesinde, olabilecek en hızlı şekilde,
Mevcut dikenlerini fark etme şansın var ve olacak.
Bunun için zorlayıcı bir kişi / deneyim geldiğinde,
Dur.
Derin nefes al.
Vücudunu serbest bırak.
Bırak, gelen içinden geçsin.
Geçsin ki, geçtiği yer temizlensin.
Vücudun mevcut dikenleri atsın.
Geçsin ki,
Yeni dikenler vücudunda kalmadan kaysın ve gitsin.