← NOTLAR'a dön

Sende Sorun Yok

· Aslı Aydemir Aytaç

Bu sabah kahvaltıda 5,5 yaşındaki kızım yaptığım işi ona anlatmamı istedi.
“İnsanların kalplerini açmaları için elimden geleni yapıyorum.” dedim. “Böylece gerçekten yaşayabilsinler.”
“Peki bunu nasıl yapıyorsun? Hangi yolla?” diye sordu.
Eğitimlerde anlattığım bir örneği ona uyarladım:
“Diyelim ki okul dönüşü servistesin ve kendini üzgün hissediyorsun. Birazdan seni karşılayacağız. Bizim seni nasıl karşılamamızı isterdin?”
Dikkatle düşündü ve şefkatli bir sesle canlandırmaya başladı:
“Hayalciğim, nasılsın? Üzgün müsün tatlım? demenizi; beni dinlemenizi ve bir de bana gülümsemenizi isterdim.”

Bir an duraksadı ve ekledi:
“Ama siz öyle olduğunuz için ben kendimi iyi hissetmek zorunda değilim, değil mi?”

“Elbette değilsin,” dedim. “Ne hissediyorsan o.”

Olur ya, bugüne kadar kimseden duymamışsan:
Hissettiğin her şey, normal.
Her şey.
Her durumda.
Her koşulda.
Her zaman.
İstisnasız.

Üzüntü hissedebilirsin.
Öfke hissedebilirsin.
Korku hissedebilirsin.
Telaş hissedebilirsin.
Gergin hissedebilirsin.
Yorgun hissedebilirsin.
Güçsüz hissedebilirsin.
Hepsini ve daha fazlasını…
Hissedebilirsin.
Çünkü insansın.

Buna rağmen, doğduğundan beri kim bilir kaç kere duydun:
“Üzülme!”
“Sakin ol!”
“Korkma!”
“Telaş etme!”
“Gevşe!”
“Enerjini düşürme!”
“Güçlü ol!”
Eminim iyi niyet ile ittirildiğin iyi niyetli yerler buralar.
Ama her biri, özünde “İnsan olma!” diyor.
“Yanlışsın.” diyor.
“Hatalısın.” diyor.
“Eksiksin.” diyor.
“Sende sorun var.” diyor.

Hayır.
Yanlış değilsin.
Hatalı değilsin.
Eksik değilsin.
Sende sorun yok.

Bak nedenini anlatayım:

Dışarıda bir dünya var.
Bir de senin içinde bir dünya var.

Duyuların aracılığıyla dışarıdaki dünyayı içeri alıyorsun.

Ne zaman bir şey görsen,
Ne zaman bir şey duysan,
Ne zaman bir şeye dokunsan,
Ne zaman bir şey tatsan,
Ne zaman bir şey koklasan…

Bunların her biri birer veri.
Bu verileri sinirlerin beynine iletiyor.

İlginç olan şu:
Bu esnada, tüm veriler filtreleniyor.
Her yeni veri, beynin geçmişte depoladığı kayıtlarla karşılaştırılıyor.
Ardından bir algıya dönüşüyor.
Ve bu haliyle içine yerleşiyor.

Lütfen dikkat:
Anlattığım bu sürecin yapısı gereği,
Gerçeği olduğu gibi içeri alamıyorsun.
Sadece filtrelenmiş halini alabiliyorsun.
Bu, dış dünyadaki her şey ve herkes için geçerli.

Bu şu demek:
İçinde sadece sana ait bir dünya var.
Bu dünya, dışarıdaki dünyadan farklı.
Ve yaşadığın tüm hisler, aslında içindeki dünyaya yönelik.
Dışarıdaki dünyaya değil.

Örneğin:
Masanın üzerinde bir elma duruyor.
Sen ve ben o elmayı görüyoruz.
Bu elmaya “dışarıdaki elma” diyelim.

Onu görmemizle birlikte:
Dışarıdaki elma benim filtrelerimden geçiyor ve iç dünyama yerleşiyor.
Artık o “benim içimdeki elma.”
Benim gerçeğim.

Dışarıdaki elma senin filtrelerinden geçiyor ve iç dünyana yerleşiyor.
Artık o “senin içindeki elma.”
Senin gerçeğin.

Ben iç dünyama yerleşen elmayı “gerçek” algılıyorum.
Sen iç dünyana yerleşen elmayı “gerçek” algılıyorsun.

Şimdi:
İki farklı elma var.
İki farklı gerçek var.

Diyelim ki ben elma ile ilgili üzgün hissediyorum.
Hangi elmadan bahsediyorum?
İçimdeki elmadan.

Sana, “Elma beni üzüyor.” diyorum.
Bana, “Elma da neymiş, üzülme buna!” diye yanıt veriyorsun.
Senin bahsettiğin hangi elma?
Senin içindeki!

İkimiz, aynı “elmadan” konuştuğumuzu sanıyoruz.
Halbuki, bu mümkün değil.
Buradaki sorun şu:
Eğer ben, farklı elmalardan söz ettiğimizi fark etmeden,
Senin “elman ile ilgili görüşünü”, “benim elmam ile ilgili hislerime” tercih edersem,
“Haklısın. Üzülmeyeyim o zaman…” diyorum.

Bunu yaptığımda,
Kendi dünyamı,
Kendi gerçeğimi,
Kendi eşsizliğimi
Yok saymış oluyorum.

Benim eşsiz elmam;
Değerli değil,
Yeterli değil,
Anlamlı değil gibi
Hissediyorum.

Kendime değil, sana inanırsam,
Bende bir sorun var sanıyorum.

Oysa bende bir sorun yok.
Bende, sadece benim ulaşabildiğim bir elma var.
Bende, sadece benim ulaşabildiğim elmaya yönelik hisler var.

Bu nedenle, hislerin yargılanamaz.

Ne zaman,
Ne hissedersen,
Daima ve istisnasız,
Ona güven.

Onu
İttirme.
Bastırma.
Yok sayma.
Yargılama.

Onu başka deneyimlerinle karşılaştırma.
Onu başkalarının deneyimleriyle kıyaslama.

Sadece sana ait olan bir dünyada,
Sadece senin deneyimlediğin bir gerçeklikte,
Eşsiz deneyiminden bir an olsun şüphe etme.

Dünyana sahip çık.
Çünkü sahip olduğun en değerli şey o.

Kendine sahip çık.
Çünkü o dünyadaki en değerli kişi sensin.

Sen daima değerlisin.

Aslı Aydemir Aytaç
Master Certified Koç (MCC) · 14+ yıl deneyim · 7600+ saat seans
Hikayenin tamamı →